Web
Analytics

Adige Xabze Nedir ?

Çerkeslerin kendilerine özgü kültürel özellikleri insanlık değerleri ile özdeştir ve değerleri terk etmek kendi benliğini reddetmek demektir. Bu da kültürel kimliğin sona ermesi anlamına gelir.Kültürümüz Kafkasya’nın coğrafi konumundan dolayı hem doğu hem batı kültürlerinin arasında kalarak apayrı bir kültür oluşturmuştur ve kendilerine komşu olan diğer toplulukların kültürlerini de etkilemiştir. Ne yazık ki bu çok özel kültür yapısı günümüze kadar tüm hatları ile belirlenemeyip bir sistematiğe oturtulamamıştır.
Çerkes kültürünün en önemli özelliklerinden biri,bu kültür dünyasının yazarının bizzat kendisi olmasıdır. Toplumu tek bir birey gibidir,herkes bir birey gibi, birey de herkes gibi düşünür. Çerkes kültürünün ve bu kültürün taşıyıcısı olan Çerkes insanının oluşumunda en etkili olgu XABZE’ dir. Nasıl ki içinde yaşadığımız olayların anlatım aracı dil ise, Xabze de insanlık anlayışımızın göstergesidir. Xabzenin temel özelliği “insan” ögesinin esas alınmasıdır. Amacı ise; İnsana saygı ve yaşamı güzelleştirmektir. Doğanın ve insanın gözlenmesi, konuların genelleştirilmesi, eksikliklerin giderilerek pürüzlü yönlerinin törpülenmesi ile Xabze, bir güzellik,bir anlam kazanmıştır. Sonra sağlam ve köklü bir temele oturtulmuş, güzel ve doğru olana taraf çıkmış, çirkin ve yanlışın karşısında tavır almış ve bunlar yapılırken de ”İnsan” unsuruna dikkat edilmiştir.
Xabze Çerkeslerin yaşamlarında hayatın her aşamasını,karmaşadan uzak bir düzen içerisine koymak için denenmiş en faydalı, en uygun kurallar ve kanunlardan oluşur. Yani Çerkeslerin yaşam tarzı da denebilir. Toplum bireylerinin birbiri ile ilişki biçimleri, yaşayışları, onların siyasi sistem ve anayasalarına damgasını vurur. Çünkü her siyasi sistem ve anayasa bir kültür birikimi üzerinde oturur. Toplum, sahip olduğu karakteristik özellikler ve kalıplara uygun olarak biçimlenir.
Toplumlar, kültür ve geleneklerin işleyişini sürdürebilmeleri için herkesin uyması ve herkes tarafından uygulanması gereken bir takım anayasalar hazırlamışlardır. Bu anayasanın işlemesi içinde, polis,hakim,savcı vs. gibi toplumsal düzeni sağlamaya yönelik elemanlar görevlendirmişlerdir. Çerkeslerin anayasası Xabze’ dir, hakimleri Thamadelerdir ve toplumda yaşayan her birey kuralları işletmekle yükümlü birey emniyet mensubudurlar.
Xabze aynı zamanda kural/kanun demektir. Daha açık ifadesi göz önüne alınacak olursa, Çerkeslerin toplumsal yaşamda kullandıkları,riayet ettikleri, bu yüksek insani prensiplere, hayat ve hayatın devamı için koydukları kuralların hepsine birden Xabze denmiştir.
Gelenek ve görenekler kökleşmiş toplumsal alışkanlıklardır. Gelenek ve görenekleri meydana getiren davranışlar ve toplum doğruları kuşaktan kuşağa devredilerek geçerliliğini koruyabildiği zamana kadar yaşar. Ancak toplumun yaşam ihtiyacını karşılayamaz hale geldiğinde toplum tarafından ya değişime uğratılır ya da terk edilir. Xabze bundan 136 / 137 yıl önce bilinen bir ülkede hala kısmen de olsa geçerliliğini koruyabiliyorsa, bu, toplumla ne kadar özdeşleşmiş olduğunu ve insani değerlere ne derece uygun olduğunun göstergesidir. Xabze her zaman her yerde ve günümüzde de geçerli evrensel boyutta değer ölçüleri içerir. İnsanı insan yapan ve onsuz yapamayacağı temel unsurları ve saygıyı devamlı işler, duyarsızlığı,anlayışsızlığı, cimriliği, korkaklığı dışlar, insanı bencillikten, kötü alışkanlıklardan uzak tutar, arındırır. Neredeyse uluslar arası diplomasilere taş çıkartacak nitelikte ince, detaylı, içtenlikli, terbiye ve davranış kurallarını içerir.
Xabze’ nin zaman ve değişken dünyaya karşı kendisini koruyabilmesinin bir nedeni de, temel ilkelerinin dışında, kalıplaşmış, donuk, değişmez kurallar içermemesidir. Bazı kurallar zaman ve koşullara göre değiştirilebilecek esnekliğe sahiptir. ”Xabze uygun olanıdır, olabildiğini yap” biçiminde çevrilebilecek atasözümüz de bunu göstermektedir. Değişik koşullar nedeniyle farklı bir uygulama yapmak zorunda kalan bir Çerkes, bunu sadece kendisine kolay geldiği ya da kişisel eğilimlerine uygun düştüğü biçimiyle değil, bu söz konusu farklı davranışı toplumun benimseyip benimsemeyeceğini göz önünde tutarak yapmak zorundadır. Aksi halde toplumun ”uygunsuz” ya da ”ayıp” (haynap) biçimlerindeki değerlendirmeleriyle karşılaşacaktır ki herhangi bir Çerkes için bu en etkili cezadır. Çerkes toplumunda, her ferdin, küçüklükten itibaren Xabze’ lere uyması gerekir. Bir insana verilen değer Xabze’ ye uymasıyla doğru orantılıdır. Çerkes toplumu, Xabze’ ye uyanlara sonsuz sevgi ve saygı gösterir, uymayanları ise yadırgar ve bir süre sonra aralarından dışlar.
Günümüzde milletler, devletler, kültürel gelişmeleri için, kültürel değerlerini yaşatmak için büyük uğraşlar vermektedirler. Bunun için kültürel araştırma müesseseleri kurmaktalar. Ninelerimiz, dedelerimiz bize, bütün dünyada emsali olmayan bir takım kurallar ve her zaman her yerde geçerli olabilecek bir Çerkes mantalitesi bırakmışlarsa, bunları korumak bizim insanlık görevimiz olmalıdır. Toplumumuzda her konuda yön gösterecek olan, öz benliğimizi korumada ve yaşatmada bize yardımcı olacak anadilimiz ve Xabzemizdir. Çağımızın iletişim araçlarını belli bir şekilde kullanıp, üzerimize düşen görevleri yerine getirmek, atalarımızdan kalan bu kutsal emanetleri genişleterek çağdaş anlamlar kazandırarak gelecek kuşaklara aktarmak, Çerkes olduğuna inanan bir insanın üstlenmesi gereken en önemli sorumluluktur.Bir büyüğümüzün deyimiyle: ”Çerkesleri bir arada tutan, bir bütünlük görüntüsü veren asırlarca üstüste biriken gelenekler idi. Çerkeslerin kendilerine has kültürlerini yitirmeleri ülkelerini kaybetmekten daha acı vericidir.”

[top]

Adige xabze toplumumuzu bütünleştiren ve bir arada tutan en önemli ortak noktamızdır.
Dikkat ederseniz ?Adige? sözcüğünün bir parçası haline gelmiş ve bu söz ile birlikte anılan pek çok kelime var dilimizde :
Adige nemıs , Adige nape , Adige psalhe ,Adige wune , Adige faşşe , Adige şhinığue , Adige uk|ıte , Adigeş , …vb
Adige wune sözcüğünün anlamı içerisinde oturulan ev,bina demek değildir sadece.Bu sözcüğün asıl anlamı o evde içtenlik ,dostluk,misafirperverlik,saygı ,insanlık gibi pek çok değerin bir arada bulunabileceğini anlatır.
Adige nape Bu sözcük yine kişinin görünüşünü,güzelliğini anlatmaz anlam olarak;utanacağı şeyleri geleneğe aykırı şeyler, ahlaka aykırı şeyleri yapmamış olmak,toplumda sevilen sayılan insan olmak kastedilir bu söz ile.
Adige faşşe sadece etimizi örten, alelade giysi anlamından öte güzelliği,zerafeti ve asaleti ifade eder.Bu giysiyi taşıyanın asil,zarif dürüst ve örnek insan olması,taşıdığı kıyafeti yaratan kültürü hakkıyla temsil etmesi beklenir.
Adigel|ı sadece Adam manasına gelmez,dürüstlük,yiğitlik,samimiyet,sözünün eri olmak,ahlaklı olmak,vicdan sahibi olmak anlamlarını taşır.
A dige bzılxhuğe Kadının geleneğimizdeki yeri nedeni ile en önemli sözcüklerden birisidir dilimizde.O halkımızın geleneğini taşıyan yaşatan,bizlere öğreten Annedir ,sevimli saygılı kızkardeştir,ilgili özenli sevecen eştir,soyumuzu devam ettiren köktür , güzelliği dünyaya nam salmış temizliğin asaletin maharetin nezaketin sembolüdür.
Adige wunağue içerisinde her ne kadar karar erkeğe ait olsa da ailenin temeli danışmaktır.
O nedenle ailede erkeğin görevi de kadının görevi net bir biçimde belirlenmiştir.
Kadının iğne-ipliğine , tenceresine,tabağına, ocağına buna benzer kadın işlerine erkek karışırsa, kadın da erkeğin işlerine müdahale etmeye kalkarsa o zaman ailede huzur olması mümkün değildir.
Ailede baba çocukların her açıdan örnek aldığı kişidir, onların gözü önünde ailede kavga olursa,ailede düzensizlik ve kargaşa hakim olursa,ailede birbirine saygı yok olursa o çocuklardan ne cemiyete ne aileye bir yarar gelmez.
Maddi açıdan sorunlar olsa bile ailede huzuru olan, güçleri yettiğince ellerindekini başkaları ile paylaşabilen , cemiyet ile iyi ilişkiler kurabilen ailelerden sağlıklı çocuklar yetişir. Böyle nesiller yetiştirebilmek hem aile için hem millet için bir güvencedir.
Bu günkü kadınlarımız eskiden halkımızın arasında bulunmuş yabancı yazarların anlattıkları kadın profilinden oldukça farklıdır.Kadınlarımız kendi evinden kendi bahçesinden dışarı çıkıp toplum hayatına gireli ,sanatın bilimin zahmetli yolculuğuna çıkalı oldukça uzun zaman geçti.
Artık ailenin geçimini temin eden kadınlar olduğu gibi erkek ile eşit sorumluluk ve yük paylaşan kadınlar da var,öte yandan devlet te onlardan yana bu konuda.
Fakat şartlar ne kadar değişmiş olsa da Adige ailesinde eskilerden kalan güzel gelenekler ve kadın erkek arasındaki ilişkinin güzel örnekleri bu gün hala muhafaza edilir,devam ettirilir.
Yemık|u Ateşi dağıtmak,kuş yuvasını ellemek (bozmak),sığırcık veya benzer kuşları vurmak,müjdeli bir haber getiren kişiye hediye vermemek , küçük ve genç kızların bacaklarını ayırarak oturmaları-durmaları,çocuğun elinde kendisine ait olmayan bir eşya gördüğü halde onu nereden aldığını sormamak eve getirtmeden sahibine iade etmesini sağlamamak ve bu konuda çocuğu eğitmemek.(Bu çocuğun hırsızlık yapmamasında ve yalan söylememesinde önemli bir etkiye sahip geleneklerdendi)
Bizim geleneklerimizde yabancı çocuk yoktur.Çocuğu eğitmek bütün çevrenin köyün-mahallenin aynı derecede sorumluluğudur.
Evde misafir varken ailenin kendi işlerinden bahsetmesi ayıp sayılırdı,
Misafir ile nizahlaşmak tartışıp iddialaşmak ayıp sayılır.
Misafirin giysileri bile ailenin sorumluluğundaydı.
Misafir olan sofrada ev sahibi hizmet eder misafirin sıkılmamasına mahçup olmamasına özen gösterir.Misafir kalkmadıkça ev sahibi sofradan kalkmaz misafir yemeğini bitirinceye kadar ona eşlik eder.

Toktamış LANE
Çeviri:Ergün YILDIZ

 

Delinin beyi olmaktansa, akılının kulu olmak daha iyidir.

Düğünlerde erkek oynadığı kıza kesinlikle arkasını dönmez.Bu çerkeslerde ayıp sayılır.Erkek oynadığı kıza düğünün asaletine yakışır şekilde oyunun kurallarına uyarak oynamalıdır.
Düğünlerde kızı, erkek yönlendirir.Kız, erkeğin yön vermesiyle yönünü değiştirir.Erkek oyunu bitirme esnasında kızı yerine kadar götürür ve başını hafif eğerek yerine bırakır.Bu esnada kesinlikle arkasını dönüp yerine gidemez.Geri geri yerine gidir.

 

 

 

 

Açlık korkağı da yiğit yapar.

Çerkeslerde yaşlıya saygı ön plandadır.Her zaman yaşlıya saygı duymak zorunluluğu vardır.Çerkes gençlerinde bu saygı babanın evladına verdiği ADIĞE KHABZE’nin örneğidir.

 

 

 

 

 

Adige xhabze babadan kalır.

Çerkesler’de erkek,eşi dışındaki tüm bayanları sağına alır.
Kendi kızları da sağdadır.
Böylelikle,karşılaştığınızda,kişinin yanındaki bayan ile olan ilişkisi uzaktan dahi anlaşılabilir.
Bu adet köylerde yaşlı kişilerin gençlere söylediği ve gördüğü taktirde uyardığı bir adettir.
Günümüz şartlarında uyulmuyor olsa da Çerkes kültürünün en güzel adetlerinden birisidir.

 

 

 

Adige’nin misafiri emniyettedir.

Erkek akrabamla,erkek arkadaşımla karşılaştığımda sadece kollarından tutup sıkarım.
Yanak yanağa öpüşmeyi ayıp olarak kabul ederim…
Yanak yanağa öpme kültürü Çerkes kültüründe yoktur yabancı bir kültürdür.
Yanak öpmek hastalık varsa bulaştırır.
Günümüzde uygulanmasa da Çerkes kültürünün en güzel örneklerinden birisidir.
Çerkes kültürü Dünyada eşi benzeri olmuyan insani,medeni ve sağlıklı en güzel kültürdür.Adige’nin en garibi de misafirperverdir.

Bir Çerkes genci vatanını ve milletini sevmemeyi, hor görmeyi vatanı ve milleti için gayret etmemeyi, çalışmamayı; Tarihini ve geçmişini bilmemeyi öğrenmemeyi, halkını beğenmemeyi ve kötülemeyi haynap kabul eder.
Adığe Xabzede yaşandıkça güzelleşir ve bu güzelliği bizlere de yeni nesile doğru şekilde bırakmalıyız.

Ağzı çok laf edenin eli az iş görür.

Bir Çerkes genci büyüklerin yolunu kesmeyi, onlarla oturmayı
büyüklerin, yaşlıların değerini bilmemeyi, onların isteklerini yerine getirmemeyi
yaşlılara yardım etmemeyi, onları tehlikeden korumamayı
yaşlıları tek başına bir odada yatırmayı haynap kabul eder.
Adığe Khabzede bunlar hoş karşılanmamaktadır.

Bir Çerkes genci akraba evliliği ”amca, teyze vs. akraba çocuklarıyla ve wunekoş çocuklarıyla evlenmek ” haynap kabul eder.
Çerkeslerde 7 göbekten akraba ile evlenmeyi Khabze hoş karşılamamıştır.
Adığe Khabze akraba evliliğine Çerkes milletini tamamen kapatmıştır.Aile büyük nimettir.

Cenaze evinde selamlaşılmaz, beraber gittiğiniz grubun thamadesi grup adına selamı ve taziyeyi verir. Selamlaşılmaması konusu daha çok genel ilişkiler dolayısıyla cenazeye katılanlar için geçerlidir. Yakınlık ve ahbaplık derecesine göre yine selamlaşılmadan (tokalaşılmadan) baş başa taziye verilir. Zaten Çerkesler’ de akrabalık ilişkileri genişçe tutulduğu için bir çok insan kendini cenaze sahibi olarak sayar ve taziyede bulunmaz, yasa ortak olur.
Adığelerde nasıl düğünlere özel bir anlam yüklenir ve düğünlerdeki duruş nasıl önemli ise cenazelerde de durulması ve uyulması gereken bir takım kurallar konulmuştur.

Akıl malın en kıymetlisidir.

MALHA TEYSE : (Damat ağırlama)

Bu adet bazı Çerkes boyları tarafından yapılırdı. Bilindiği gibi, damatlara kız tarafınca biraz mesafeli davranılır ve saygıda kusur etmemesi istenirdi.
Belirli bir müddet geçtikten sonra, damat, kız ailesi tarafından arkadaşları ile birlikte davet edilerek ziyafet verilir ve kız tarafının mensupları ile tanıştırılarak resmiyet giderilirdi.

 

 

 

 

Akıl mülktür.

İki erkek dövüş, kavga halinde iken; bir kadın yanlarına gelip, (olgunluğun ve hoşgörünün adına bırakın) diyerek eşarbını yere atarsa erkeklerin o kavgayı hemen bırakmaları gerekir.
Adığe Khabze yaşandıkça güzelleşir. Bu güzelliğe hayatınızda yer vermeniz ümidiyle.Akıl sahibinin işi üç gün,akılsızın günü üç gün sürer.

Evinize, büronuza konuk geldiğinde onu apartman girişinde karşılamalısınız. Konuğunuzu alacağınız odaya kadar (sizden yaşça büyük olsa da) onun önünde giderek yol göstermelisiniz.

 

 

Akıllı kişiyi sırtında taşısan bile yük gelmez.

Herhangi bir kapalı mekana veya odaya girdiğinizde başköşeye doğru yönelmemek gerekir.
Ortamın yaş durumuna göre, gösterilen yere oturmak en doğrusu.
Atalarımız ne demişler; ‘sıplığı dıs, gupsısey pısale’, bakınarak otur düşünerek konuş’.
Ayrıca aynı kural yemek sofrası içinde geçerlidir.
Bu kural günümüzde hala yaşanabilirlik özelliğini korumuştur.

Adigeler bir köyden bir köye gelin almaya giderken köyden çıkışlarda müzik (mızıka, akordeon) çalınır.
Fakat gelinin köyüne yetiştikten sonra müzik (mızıka, akordeon) sesi durdurulur.
Çünkü o köyde daha önce haberi alınamamış olumsuz (hastalık, ölüm gibi) bir şey yaşanmış olabilir.
Köye önden bir haberci gönderilir ve habercinin izlenimleri doğrultusunda köye öyle girilir.
Bu nedenle düğün alayı, düğün sahibinin evinin önüne şamatalı bir şekilde yaklaşılması, inilmesi uygun görülmez.Aklı olmayan fukaradır.

Selamlaşırken yaşça büyükler ellerini uzatmadan el uzatmamak gerekir.
Uzatılan eli iki elle sıkıca kavrayıp daha çok başınızla selamlar gibi çok hafif eğilmek gerekir.
Adığe toplumunda el öpmek kesinlikle yoktur . Bayramlarda genellikle el öpme durumunu görmeniz mümkündür.
Dikkat ederseniz Xabze bilen Adığe yaşlıları el öptürmezler…
Aklın anası düşüncedir.

Adığe Xabzede misafirlere verilen önem diğer milletlere nazaran oldukça farklıdır.
Xabzede Konuk ise; ev sahibinin kendisini ona göre hazırlaması için kalacak veya gidecek olduğunu bir şekilde belirtmek zorundadır.
Eskiden Çerkes evlerindeki askılıklarda kamçı asılırken kamçının ucu evin dışına doğru bakar halde asıldıysa; konuk fazla kalmayacağını belirtmiştir.
Eğer ki kamçının ucu içeri dönükse konuk bir süreliğine kalacaktır.
Ev sahibi buna göre kendini hazırlar.

 

 

Anne göz, baba soy’dur.

Konuğunuzla beraber yemek yerken ondan önce sofradan kalkmak hatta oturduğu halde yeme işini kesmek haynapedir.
Adığelerde sofra kültürü de oldukça geniş kurallar vardır. Sofra adabı misafire göre de şekillenir.Anne göz gibi hassas, baba ceviz gibi serttir.

Bir çocuk 4-5 yaşlarına geldiğinde eline börek, ekmek gibi bir şey verilir diğer çocuklardan onu almaları istenir. Ekmek verilen çocuk vermemek için ne kadar direnirse o kadar sağlam ve mücadeleci olacağına inanılır.
Bu onun hakkını vermemek için göstermesi gereken mukavemeti ölçmek ve buna alıştırmak için yapılır.Annen ve gözlerin zayıf anını kollamaz.

Misafirlik konusunda ‘misafir olunan evden ayrılırken atın yüzü eve çevrilir ve öyle binilirmiş, atın arkası eve dönük binmek büyük saygısızlık sayılabilirmiş(atlı dönemler için) ayrıyeten; misafirin yatılı kalıp kalmayacağı misafirin ayakkabısını çıkarma şeklinden de anlaşılabilirmiş, ayakkabının uc kısmı eve dönük ise kalıcı, dışarıya dönük ise “kalıcı misafir değil” anlamı taşırmış.

Annenin iyiliği kızın elbisesidir.

Eve gelen misafir yatıya kalıyorsa eger o gün giydigi kıyafetler yol tozu taşımaktadır,başka giyecegi yoktur vb.sebeplerden ötürü kendisi odasına çekildikten sonra elbiseleri akşamdan yıkanır sabaha ütülü bir şekilde misafire takdim edilirdi.
Adığe Xabze köylerde hala sürerken şehirlerde yaşamını kaybetmektedir ne yazık ki.
Bir büyüğüm şöyle demişti “Köyü olmayana Çerkes demezler” köydeki süren adetler şehir yaşantısında ne yazık ki kayboluyor.

 

 

 

Anneye bak, kızını al.
Adığelerde diğer halklara göre yolda veya caddede beraber olan kişilerin yaşı, cinsiyeti ve sayılarına göre bir düzen içinde olması gerekmektedir.
Bu sayede karşıdan gelen grubun içindeki kişilerin kim olduğu neyi temsil ettiği kolayca anlaşılır..
Bu bağlamda ;
İster yaya ister atlı ister arabada olsun yaşlı olan (thamade) daima sağ tarafta, genç olan sol tarafta olur. Genç bir adım kadar geriden gider (yürüyüş halindeyken).
Aracı çok olunca korkak aslan kesilirmiş.

Bir kadın bir erkek beraber yürüyorlarsa kadın daima sağ tarafta olur.
Bir baba balig olmamış kızıyla beraber yürüse bile ona sağ tarafı vermek zorundadır.
Bir erkek hanımıyla beraber yürüyorsa hanımı kocasının solunda yer alır.
Bir erkek kız kardeşi veya annesi ile yürürse onlar her zaman sağ tarafta yer alır.
Bunun faydası ise, karşıdan görenlerin gelenlerin karı-koca mı, akraba mı olduğunu hemen anlamalarıdır.Arı sokmayan balın değerini bilmez.

İki erkek bir bayan beraber yürüyorlarsa, bayanın yaşı ne olursa olsun daima ortada yer alır.
Yaşça büyük olan erkek sol tarafta genç olan erkek sağ tarafta yer alır.
Böylece, genç adam herhangi bir şekilde yanlarından ayrılır veya bir görev için bir yere giderse, kadının yine sağ tarafta yer alması sağlanmış olur.
Birden fazla bayan olursa yine ortada yaşlarına göre bir düzen içinde yer alırlar, erkekler yukarıda izah ettiğimiz gibi yanlarda yer alır.Arkadaş kötü günde yanında olandır.

Üç erkek beraber gidiyorlarsa en yaşlısı ortada, orta yaş olan solda en genci de sağda yer alır.
En genç olana bir görev verilir gruptan ayrılırsa en yaşlı olan yine sağda kalır ve düzen bozulmamış olur.Aslanı terbiye ederler, kaplanı uslandırırlar.

İki kadın bir erkek beraber gidiyorsa (çocuk da olsa) erkek ortada olur.
Kadının biri erkeğin annesi ise anne ortada erkek solda olur.Aslolan sevmek değil, sevgiyi karşılıksız bırakmamaktır.

GOŞE YİCİJ- GOŞE YEJEJ – NIVA YİCİJ:
( Büyük kayınvalidenin evi terk etmesi )

[top]

Düğün sırasında, düğünü çeşitlendirmek ve düğün sahibinden bazı armağanlar koparmak için, evlenen erkeğin babaannesi tarafından yapılan şaka yollu bir adettir.
Babaanne düğünün gündüz en yoğun biçimde sürdürüldüğü bir sırada, ?sezaşşığ, gom yıgoşı taştov seplıta ?( bıktım artık, oğlumu büyüttüm torunumu büyüttüm onun çocuğunu büyütecek gücüm kalmadı) diyerek yanına biraz yiyecek, giyecek alarak, komşu bir eve veya açık araziye doğru alır başını gider ve bu durum düğünde bulunanlara iletilir.

Bunun üzerine düğündekiler babaannenin peşine düşerek geri dönmesi için ikna etmeye çalışırlar.
Ancak babaanne direnir ve sonunda kopardığı bir armağanla evi geri döner.
Tabi bu pazarlıkta çeşitle güldürücü ve eğlendirici lafları söylemek büyük önem taşımaktadır…
Yeşgar Kunaçiy (Mustafa Saadet)Atı güzelleştiren süvarisidir.

MISOSTEY BjiŞ ):

Davet ve şölen sofrasında uygulanan gelenektir. Geç kalan ve sofraya oturulduktan sonra gelen kişiye peşpeşe üç kadeh içki içirilir.
( MISOSTEY Bj?iŞ? ) bu içkinin adıdır.
Geleneğin başlangıcı olarak farklı olaylar anlatılır, fakat gerçeğe en yakın olanı şudur
18 yüzyılda büyük Kaberdey toprakları Pşı Hatokhşokue , Pşı Mısost , Pşı Janbolet?in kontrolündeymiş. Toprağı ve idareyi paylaşamayan bu üç prens sürekli çatışırlar onların mücadelelerinde suçsuz insanlar zarar görür can verirmiş. Sonunda bu duruma son vermek üzere halkın ileri gelenleri toplanarak prensleri barıştırıp anlaştırarak sulh etmeye karar vermişler.Pşı Mısost?un evinde toplanılmış , barışmanın şerefine sofraya üç kadeh içki konulmuş fakat pşı hatokhuşokue ve ve pşı janbolet içkilerde zehir olabileceği şüphesi ile içmekte tereddüt etmişler; bu durumu farkeden pşı Mısost onların bu şüphesini ortadan kaldırmak için her üç kadehi de arka arkaya alıp içmiş. Sözcük dilimize ve geleneğimize buradan girmiştir.

Beşiği yapılıp mezarı kazılmayan yoktur.(XASE MIVE [NIVE] ):

Söylencelerde bahsedildiğine göre bir zamanlar psıj nehrinin doğduğu yerde bir ev varmış ve Adigeler toplantılarını bu evde yaparlarmış.
Bu evin yanında, üzerinde at ayağı ve köpek ayağı işaretleri olan bir büyük taş varmış. Toplantı taşı olarak adlandırılan bu taşın bir bölümündeki delik insanların doğru söyleyip söylemediklerini anlamak için kullanılırmış. İnanışa göre insan ne kadar şişman olursa olsun eğer doğru söylüyorsa bu taşın deliğinden geçermiş, eğer yalan söylüyorsa insan zayıf olsa bile geçemez o delikte sıkışır kalırmış.
İşte bu taşın adı (XASE MIVE [NIVE] ) toplantı taşı olarak söylencelerimizde yer alır.Biçmesini bilmeyenin orağı kördür.

 

 

(NISAŞEZEGUEĞEP):

Eskiden Adigeler geline bir yıl süre ile iş dışarı işi yaptırmazlarmış.
Bu sürenin sonunda geline önce su getirme işi verilirmiş, gelin suya giderken yanına tarak, ayna, tülbent, toka vb. küçük hediyeler alır bunları yolda karşılaştığı insanlara hediye edermiş.
Bu,insanların yeni gelinle ilk karşılaşmalarında ? boş kova ile karşıladı ? denilmemesi için yapılırmış. Yeni gelinle su getirirken karşılaşan kimselerin suyu döküp gelini yeniden suya gönderme hakları varmış gelenek gereği. Bu şekilde gelinin sabrı sınanır suyu getirinceye kadar gelinin defalarca geri döndürüldüğü olurmuş.
Gelenek 1930 ? 1940 arası yıllarda ortadan kalktı.
Bilim ile sanatın fazlası olmaz.

 

( PEHIEJE ):

Düğün geleneklerindendir. Düğün kafilesi dönerken düğünün sahibi aile düğüncüler için yiyecek ve içecekler hazırlatarak köye yaklaşmakta olan kafileyi karşılatır ve köyün girişinde yenilir içilir daha sonra köye girilirdi.
Bu şekilde düğün kafilesini karşılamak üzere gönderilen yiyecek ve içeceğin adı (PEHIEJ?E) idi.
Gelenek artık uygulanmamaktadır.

 

 

 

 

( TEŞERIPAPŞE ):

Çok eski dönemlerde olan bir gelenektir. Prens evlendiğinde gelin bir soylunun evinde bir yıl süre ile kalır daha sonra prensin evine gelirdi.
Prens gelini bir yıl süre ile ağırlayan soylu aileye kendi hizmetindeki bir hizmetkar aileyi ve gelini getirdikleri atları hediye ederdi.
Bunun adı (TEŞERIPAPŞE) idi.Bir insanin iyiliğini arkasından, kötülüğünü yüzüne söyle.

Toplantı düzeni :
Toplantıda insanlar dağınık bir şekilde oturamazlar. Herkes konumuna göre oturması gereken yerde oturmak durumundadır. Oturma sisteminde kızlar ve erkekler ayrıdır. Karışık oturmazlar. Toplantıda hiyerarşik yapılanmanın getirdiği farklı statü ve rollerin olması fertleri istediği gibi davranmaktan alıkoyar. Herkes örf ve adetlere göre oturma düzeni alır. Thamatenin sağında ve solunda birer yardımcı bulunur. Bu kişiler ev sahibi olmaması kaydı ile gelen misafirlerden birisi olabilir. Bunlar en az thamate kadar topluma etki edecek konumdadırlar. Eğer bu cemiyet düğün, nişan türü bir cemiyetse thamatenin sol tarafına yaş sırasına göre erkekler, sağ tarafına yaş sırasına göre bayanlar oturur. Bayanların thamatesi de cemiyetin thamatesinin sağ yanında oturur. Yaş sırasına göre de diğer bayanlar da sağ tarafta yer alırlar. Diğer cemiyetlerde ise sağında ve solunda erkekler oturmaktadır. Gösterilen her davranışın belirli kuralları vardır. Fakat buna rağmen bu tip toplantılar çok eğlenceli ve faydalı olur. Bu tür toplantılar yeni iştirak etmeye başlayan gençler açısından da eğitim merkezi sayılır. Burada habzenin yani örf ve adetlerin uygulamalı olarak öğretilmesi bağlanır. İnsanlar birbirine kaynaşır. Kızlar ve erkekler arasında arkadaşlık kurulur. Bu tip toplantılar belirli yaş gruplarına ayrılmıştır. Kızlar ve erkekler kendi yaş gruplarının toplantılarına katılırlar. Her yaş grubunun toplantısı ayrı olmaktadır.
Bir korkak tüm orduyu yok eder.

Xabzenin kesin kuralları :
Muhabbet geceleri habzenin kesin kurallarına göre şekillenir.
Bu kurallara uyulmadığı taktirde thamate araya girer ve kuralların uygulanmasını sağlar.
Kurallara uygun hareket etmeyen kişiler ise diğer fertler tarafından uyarılır.
Bu nedenle bu toplantıda serdedilen her davranış kurallara uygun olmak durumundadır.
O gecede hiç kimse keyfi olarak odadan dışarı çıkamaz. Dışarı çıkmak istediği taktirde thamateden izin alır. Thamate izin vermişse dışarıya çıkabilir.
Birisi herhangi bir durumda dışarı çıkıyorsa orada bulunan herkes çıkarken ayağa kalkar.
Aynı şekilde dışarıdan içeriye gelindiğinde de aynı şey geçerlidir.
Bu durum Çerkes kültüründeki saygı unsurunun etkinlik göstergesidir. Bir yalan yüz doğruyu paslandırır.

[top]

Kaşenlik Nedir ?

Çerkeslerin günümüze kadar devamlılığını sürdüren geleneklerin birisi de “kaşenlik adetidir. Bu adet bekar genç kız ve erkekler arasında evlilik öncesi dönemde gerçekleşmektedir. Diğer geleneklerde olduğu gibi habze adı verilen kurallarla sınırlıdır. Kaşenlik birbirinden hoşlanan genç kız ve erkekler arasındaki arkadaşlık ilişkisine denmektedir.
Çerkes kız ve erkekleri birbirleri ile düğünlerde, toplantılarda, muhabbet ortamlarında birlikte olurlar. Bu toplantılar en yaygın olarak köylerde görülür. Bu tür toplantılarda genellikle bir kaç köyün gençleri biraraya gelir. Sabahlara kadar süren sohbetler, oyunlar ve eğlenceler yapılır. Bu geceler gençlerin birbirlerini tanımalarına yardımcı olmaktadır. Muhabbet geceleri bir eğlence kaynağı olduğu kadar aynı zamanda eğitim yereri de sayılmaktadır. Kızlar ve erkekler belirli bir yaştan başlayarak bu tip toplantılarda Çerkes adet ve görenekleri çerçevesinde eğitilirler. Bütün eğlence, düğün ve toplantılarda “thamate” adı verilen bir kişi bulunur.

Nazik bir gelenek Misafirperverlik :

“Şöhret için keskin kılıç ve kırk sofra gerekir” der Çerkesler. Çerkes camiasında kabul görmenin bir yoludur misafirperverlik. Hizmette kusur asla affedilmez. Kafkasya’da her evin mutlaka bir misafir odası vardır ve sürekli olarak hizmete hazırdır.
Misafirperverlik bir kültürel yapının uzantısıdır. Çerkesler kendi aralarında geliştirdikleri saygı mefhumunu misafirlikte de aynen uygularlar. Mesela bir atlı, misafir olacağı eve hangi mesafede bineğinden ineceğini iyi bilir. Evin ta kapısına kadar atından inmeden gelenler sadece yaşlı, soylu ve thamadelerdir.
Diğerleri ev sahibi sayılırlar ve 30-40 metre uzakta attan inerler. Attan süratle inen kişi vücudunu dik tutar. Atın sol tarafından inmek ise kibarlığın diğer bir gereğidir. İnerken sol el ile yalnız başı tutulur.
Hayvanın yelesini tutmak ayıp sayılır. Misafir attan ineceği zaman etraftaki gençler derhal atı tutarak yardımcı olurlar. Misafirlik adabı sadece kişilerle sınırlı değildir. Mesela misafirin atı, gezdirilerek teri kurutulmadan kesinlikle bağlanmaz.
Misafir atın bakımını tamamen ev sahibine bırakır.Boza hoşuna gittiyse iç, kız hoşuna gittiyse al.
Bir kompliman geleneği Pseluh :

Çerkeslerin her vesile ile yaptığı toplantılar, gençlerin kendilerini göstermesi ve kabiliyetlerini sergilemesi için birer fırsattır. Böyle eğlencelerde birbirinden hoşlanan genç kız ve erkekler sanki evleneceklermiş gibi birbirlerine iltifat ve ilanı aşk ederler. Çeşitli şakalar yaparlar. Bazen aynı kıza bir kaç genç birlikte iltifat ederek eğlenceyi artırır. Kızlar da gençlerin bu iltifatlarına uygun şakalar yaparlar. İltifatlarla birlikte yapılan tüm şakalaşmalara pseluh denmektedir. Pseluh işin gayri ciddi boyutudur. O cemiyetle sınırlıdır. Pseluk zahiren gayri ciddi gibi görünse de bu kanaat yanıltıcıdır. Bütün eğlence ve şakalar birtakım yaptırımlara haiz olan habzenin kesin kuralları ile sınırlıdır. Gelişigüzel bir biçimde pseluk yapılmaz. Saygısızlık yapmak karşısındaki kişiyi en ufak bir şekilde rencide etmek yasaktır. Pseluk ile başlayıp daha sonra da devam eden kaşenlik iki kısma ayrılmaktadır. Bunlardan birisi şaka diğeri ise ciddi kaşenliktir. Şaka kaşenliğine semerko denmektedir. Bu durumda kişiler ciddi olmasalar dahi sırf o geceye ya da bir kaç geceye mahsus olarak kaşen olabilirler. Burada amaç eğlenmek, birbirlerini tanımak bunu yaparken de hoş vakit geçirmektir. Şaka kaşenliğinde kız ve erkek birbirlerine sanki evleneceklermiş gibi meth edici ve övücü sözler söyler.
Bozmak ne kadar kolaysa yapmak o kadar zordur.

Çerkeslerde toplantı geleneği :
Çerkeslerde toplantı yapmak için çok vesile ve neden vardır.
Bir köyden diğer bir köye gidildiğinde ya da o köye dışarıdan bir misafir gelmişse gençler hemen bir araya gelirler.
Bir düğünün bitiminde gençler toplanarak böyle bir ortamın oluşmasına sebep olabilirler.
Yine kendi aralarında böyle toplantıları önceden planlayabilirler. Muhabbet toplantıları fonksiyonel açıdan bir çok amacı gerçekleştirmektedir.
Bu tür toplantılarda bir çok Çerkes genci birbirleri ile tanışma imkanı bulur. Aynı sülaleden olan kişilerde birbirini tanımış olur. Aynı yaş grubundan toplanıp tanışan bu kişiler böylece eğlenme şansını yakalar.
Birbirlerini tanıyan genç kız ve erkekler aradıkları vasıflan taşıyan kişilerle kaşen olarak daha sonra evlenebilme imkanını bulurlar.
Burnu (önderi) olanın kuyruğu da olur.

Erkekler kadınların karşısında hakaret edici, küçük düşürücü ya da insanı üzecek yanlış sözleri söylemezler, yanlış davranışları yapamazlar; oturuşlarına dikkat ederler, söz hakkını önce kadına verirler.
Buna karşılık kadınlar da erkeklerin yanında, hiçbir zaman kuralın öngörmediği biçimde oturamaz, başka türlü davranamaz, sözler söyleyemez, hatta yaş itibariyle daha olgunlar varsa, onların yanında sigara da içemez. Kısaca burada tam anlamıyla karşılıklılık esasına dayalı sevgi ve saygı kuralları vardır, bu kurallara aykırı davranılamaz.
Çerkeslerde saygı en üst düzeyde olmaktadır. Saygısı yüzünden örnek alınan nadir milletlerdendirBüyüğü olmayan evde feryat eksik olmaz.

Bu cemiyetlerde misafir olan kişiler, çok önemli bir mazeretleri olmadıkça diğer kişiler topluluğu terk etmeden o ortamı terkedemezler. Toplantı bitene kadar o ortamda bulunmak durumundadırlar. Çünkü diğer kişiler daha ziyade o gece onlar için toplanmıştır. Bu nedenle onların toplantıyı terkedip gitmeleri saygısızlık sayılır. Aynı kural misafir ve ev sahibi dışında ev sahibinin arkadaşları için de geçerlidir. Bunların cemiyeti terkedip gitmesi de misafirlere karşı bir saygısızlık olarak nitelendirilir.Candan önce onur gelir.

Eğlenerek tanışma :

Bütün toplantılar başlarken tanışma faslı vardır. Cemiyette kişileri tanıştırma görevini thamatenin isteği üzerine pşerah yerine getirir. Cemiyet kalabalık ise herkesi tek tek tanıştırmak yerine değişik bir ortam hazırlanarak herkesin birbiriyle tanışması sağlanır. Bu daha ziyade vakit geçirici oyunlarla olur. Bu oyunlar cemiyetteki insanların birbirleri ile tanışmasına ve etkileşim kurmasına vesile olur. Oyunu pşerah başlatır. Mesela çapşı denilen bir oyun vardır. Pşerah cemiyetteki kişilerin herhangi birisini kaldırır. Kaldırdı kişinin eline vurur. Eline vururken de kendi ismini, kabile ismini ve boy ismini söyler. Yine o kişi de aynı şekilde başkasını kaldırır. Bu şekilde oyun süresince bir tanışma olur. Fakat cemiyette Çerkez olmayan bir kişi varsa o kişi sadece bulunduğu konum itibariyle tanıştırılır.
Canın çektiği güzeldir.

 

Oyunlar :

Çerkes gençlerinin düğün gibi toplumsal aktiviteler vesilesiyle tertip ettiği toplantılarda çeşitli oyunlar oynanır. Oyunlar hem cemiyetteki insanların birbirleri ile tanışmasını sağar hem de toplantının eğlenceli geçmesine sebep olur. Bu oyunlar folklorik ve dans türü oyunlar değildir. Eğlenceye yönelik olan ve herkesin iştirak ettiği oyunlardır. Oyunu pşerah başlatır. Oynanan oyunların bazılan şunlardır. Çapşı: Bu oyun birbirinin eline vurarak tanışmayı sağlayan oyundur. Aykan: Pişerah kalkar. Başka birini de kaldırır. İkisi de eliyle birbirinden habersiz olarak bir, üç ya da beşi göstermek durumundadır. Oyunun kurallarına göre üç biri, beş üçü, bir de beşi yenmektedir. Bu durumda yenen sayılan eliyle gösteren kişi diğer kişinin eline hızlı ya da yavaş olarak vurmaktadır.
Çağırana, seni öldürecekse bile git.

 

Eş Seçme :

Oyunun başında herkes ikişerli olarak eşleştirilir. Daha sonra pşerah kalkar, sırayla herkese eşinden memnun musun diyerek sorar. Eğer memnunsa, memnun olduğu için eline havluyla vurulur. Memnun değilse eline vurulmaz ve eş olarak kimi istediği sorulur. O da orada bulunan herhangi bir kişiyi eş olarak tercih eder. Bu durumda tercih ettiği kişinin eşine eşini veriyor musun diye sorulur. Eğer verirse eline vurulmaktan kurtulur. Eşini vermeyi kabul etmezse eşini isteyen kişinin taktir ettiği sayı kadar (daha önceden bir limit belirlenir) hızlı yada yavaş şekilde eline vurulur.

 

 

Çerkeslerinen yoksulu bile konuk sahibidir.

Eş Seçimindeki İncelik :

Gerek evlenmeye karar veren gerek yalnız bir kaç toplantıda kaşen olan kişiler birbirlerini aileleri ile tanıştırmazlar. Arkadaşları ve o ortamda bulunan kişiler onların kaşen olduklarını bilir. Anne ve babalarına kaşen olduklarını söyleyip birbirlerini tanıştırmaları ayıp olarak karşılanır. Aileler kızın ya da erkeğin kaşenini toplumlardaki diğer kişilerden öğrenerek haberdar olurlar. Ancak evlenme zamanında ailelere bildirilir. Bu durumdan da yalnız anneye sözedilir. Kaşenlik adeti Çerkez toplumunda kızın ya da erkeğin evleneceği kişi hakkındaki kararı kendilerinin vermesini sağlar. Büyükler müdahale etmezler. Ancak evlenmek üzere kaşen tercihi yapan kişiler daha çok aile yapılarına uygun toplumsal kurallara ve adetlere uyacak kişileri tercih ederler. Bu nedenle birçok toplantıda kız, erkeğin ya da erkek de kızın hal ve hareketlerini kontrol eder.. Evlilik tercihi yaparken bu tip kişilerle yapmayı isterler. Çünkü Çerkes kültüründe toplumsal normlara uygun olarak hareket etmek gerekmektedir. Bireylerden görgü kurallarına gelenek ve göreneklere uygun davranış göstermesi beklenmektedir.
Çığı bir küçük serçe harekete geçirir.

Geleneklerimizin Kalp Çarpıntısı “Kaşenlik”

Kaşensiz genç eğersiz ata benzer. (kaşen zimı’e çaler wane zimı’e şım fed)
Yukarıdaki sözü gören kaşensiz gençlerden bazılarının at ile benzer görülmelerinin hoşlarına gitmediğini görür gibiyim. Fakat bu sözün atalarımıza ait olduğunu belirtirek onlar demisse doğrudur diyip işin içinden sıyrılmayı ve vermek istediğim mesaja geçmeyi uygun görüyorum.
Adıge kültürüne aşina olan herkesin bildiği bir kelimedir kaşen. Kültürümüzde önemli bir yeri olan ancak bugüne kadar çeşitli faktörler bahane edilerek zaman zaman değişik yorumlar getirilen bu kavramı bir de ben ele almak istedim. Peki yoruma açık olamamasına rağmen bazı çevrelerce şekilden şekile sokulmaya çalışılanan kaşen ne anlama gelmekteydi, sınırları varmıydı, kimler arasında olması uygun görülmekteydi ?
Kaşenlik; aynı sülaleden olmayan, düğün, toplantı gibi Thamade nin bulunduğu eğlence ortamların da birbirini beğenen bekar kız ve erkeğin tanıma-tanışma sürecine verilen addır.
Herşeyin kural ve kaidelere uygun yapıldığı Adıgeler de kaşen olabilmek için belli başlı şartlar bulunmaktadır. Bunlara değinecek olursak; -Aynı sülaleden olanlarla -Misafir olarak kalınan evdeki kişilerle, -Arkadaşlarının kardeşleriyle, -Kardeş gibi gördükleriyle, -Aynı köyde yaşadıklarıyla, -Adıge olmayanlarla kaşen olunamaz.
Günümüz de akraba olmadığı sürece kaşen olunmaya normal bakılıp, diğer maddeler esnetilmişse de şahsi fikrim diğerlerine de uyulması yönündedir. Pselhıxhu ile başlayan kaşenlik iki kısma ayrılmaktadır. İlki şaka kaşenliği dediğimiz semerkaw, düğün ya da herhangi bir eğlence ortamın da kişilerin birbirlerine iltifatlarıyla başlamaktadır. Kişinin birden fazla kaşeni olabilmektedir. Burada amaç eğlenmektir. İkincisi ise ciddi manada kaşenliktir. Söz konusu kaşenlikte tanışan gençler sonraki toplantılarda da biraraya gelir. Devamında erkek birkaç arkadaşıyla kızın veya yakınının evine giderek ona kaşenlik teklif eder. Böylece evlilik için arkadaşlık kurulur. Artık kişiler şaka kaşenliğinde olduğu gibi serbest değildir. Ancak evlenmeye karar verildiğin de ailelere bildirilir. Ciddiyet üzerine başlansa da kişilerin anlaşamaması halinde evlenme gibi bir mecburiyetleri yoktur. ***
Gelelim kaşenliğin bugünkü farklı yorumlarına. Zannediyorum, kaşenliğe bakış açılarımızı etkileyen en önemli yanlış yorum, flört,sevgili gibi kelimelerle karıştırılmasıdır. Oysa ki flört v.s de olduğu gibi kaşenler baş başa vakit geçiremez. Burada amaç, sadece gençlerin birbirini sınırlar dahilinde tanımasıdır. Bu konu da taviz verilmeyeceğini belirterek kültürümüze uygun davranmayan kimselerin birlikteliklerine ”kaşen” adını vermemelerini özellikle rica edeceğim. Çünkü gençlerimizin yaptığı her yanlış davranış bizlerin tanınmasın da hoş olmayan etkiler bırakacaktır.
Diğer bir yorum ise kaşenliğin islamiyetle zıt düştüğünün ve toplum normlarına uymadığının bazı çevrelerce iddia edilmesi. İlahiyat okumamakla birlikte, sınırları belli olan kaşenliğin İslam kurallarına ters düşmediğine inanmaktayım. Nihayetinde islamiyette de kişinin istemediğiyle evlendirilmesinin hoş görülmediğini bilmekteyiz. Bu da belli ölçüler de tanışmayı uygun görür diye düşünmemi sağlıyor.
Buraya kadar anlatmaya çalıştığım, kaşen kavramının kültürümüzün devam ettirilmesi gereken bir parçası olduğuna vurgu yapmaktır. Bu geleneğin güzelliklerini, büyüklerimizden dinlediğimiz kaşen hikayelerinde de görebilmek mümkündür. Aşağı köyde ki, yukarı köyde ki, yan köydeki kaşen hikayeleri herkeste bir gülümseme meydana getirir. Bununla birlikte kişilerin sosyal ortama katılımını sağlaması ve evlilikle sonuçlanabilecek birlikteliklerin oluşumuna vesile olduğu da görülmektedir. Böylesi güzel bir geleneği sürdürmek ve düzgün anlaşılmasını sağlamakta yine biz gençlere düşmektedir.
Bugün için kendim de dahil olarak, her türlü tavırlarıyla kültürümüzün tanınmasına vesile olan genç arkadaşlarıma, bizlere yakışan şekilde bol kaşenler diliyorum…,
Çocuk annenin kostümüdür.

Yüzük Oyunu :

Bu oyunda bir yüzük saklanır. Bir kişi kaldırılır ve kaldırılan kişiden yüzüğü bulması istenir. Bunu da diğer kişilerin tarifleri ile yapar. Yüzüğü arayan kişi diğer kişilerin verdiği ipuçlarına göre yüzüğün kimde olduğunu bulur.Bu oyunların yanısıra daha farklı oyunlarda oynanmaktadır. Bu oyunlar kişilerin hem birbirleriyle tanışmasını hem de etkileşim ve iletişim kurmasını sağlar. Kişiler çapşı denilen oyunla çok kısa bir süre içinde birbirleri ile tanışma imkanı bulur. Aykan denilen oyunda bunun hemen akabinde gelir. Bu oyunda da en fazla bir dakika kadar süre içerisinde birbirleriyle konuşma imkanı sağlanmış olur. Onlar da eğer iletişim kurmak isterlerse bu fırsatı değerlendirmeye çalışırlar. Eş seçme oyununda ise eşini vermemenin cezası vardır. Kişiler eğer eşlerine bağlı iseler eşlerini vermezler. Bağlı değillerse eşlerini değiştirirler. Eşine ne kadar bağlı ise o kadar cezaya tahammül eder. Bu bağlılığı hem karşısındaki kişiye hem de topluma yansıtmış olur. Bunun gibi diğer oyunların oynanmasında da bir takım incelikler ve faydalar vardır. Bu tip oyunların yanı sıra toplantılarda maniler, güzel sözler, şarkılar vs. söylenir. Bir çok değişik konular konuşulur.
Çocuk tatlıdır.

 

Evlenme Sözü ve Euç :

Kişiler evlenmeye karar verirlerse bu kez kendi aralarında sözleşirler. Bu durumda da euç denilen bir armağan verilir. Euç söz karşılığı verilen maddi bir armağandır. Söz verdi anlamına gelir. Kaşenlik sonucunda evlenmeyi kabul etti demektir. Bu armağanı erkek bayandan ister. Bayan da kendi insiyatifinde bir armağan verir. Bu armağan bir boyun bağı, mendil, yüzük, bilezik olabilir. Erkek de bunun karşılığında kıza bir yüzük vermektedir.Bu karşılıklı amağan verme durumu yalnız kız ve erkek arasında olmaz. Kızın ve erkeğin yanında arkadaşlarından ya da akrabalarından birkaç kişi bulunmak durumundadır. Söz verme ve armağan verme olayı onların tanıklığında olmaktadır.
Evlenmek amacıyla kaşen olan ve bunu söz altına alan genç kız ve erkekler bu durumda toplumdan ayrı bir yerde yalnız başlarına konuşamazlar. Onların yanlarında mutlaka arkadaşları da olmak durumundadır. Toplumun dışında ve toplumdan habersiz bir yerde konuşmaları yasaktır. Bu durum evleninceye kadar böyle devam eder.
Çok gülmek deliliğe işarettir.

ZIGATHLET :

Zıgathlet, Çerkes dansında en hızlı ritme sahip oyunlar arasındadır. Bu dans, Çerkeslerin vazgeçilmezlerinden olan atların hareketlerinden esinlenilerek koreografi haline getirilmiştir.
Zıgathlet’te Çerkes atlı savaşçıları, bu savaşçıların hareketlerindeki pratiklik ve çeviklik ön plana çıkmaktadır.
Bu dans, Çerkes gençlerinin arasındaki tatlı ve sert mücadeleyi anlatmaktadır.

 

 

 

Deli bile konuşuncaya kadar akıllı sanılır.

QAFE QUANÇE :

Bir yada birden fazla çiftle oynanan ve genelde ağır ritimli bir danstır.
Ağır ritimle başlayıp hafif hızlanan ve tekrar ağır ritimde biten bu dansta, Çerkes erkek ve kızlarının asaleti, coşkusu ön plana çıkmaktadır.

 

 

 

 

 

Evlenmeye Aracı Olan Kaşenlik:

Pseluk ile başlayıp daha sonra da devam eden kaşenlik iki bölümü ayrılmaktadır. Bunlardan birisi şaka diğeri ise ciddi kaşenliktir.
Şaka kaşenliğine semerko denmektedir. Bu durumda kişiler ciddi olmasalar bile yalnız o geceye ya da bir kaç geceye mahsus kaşen olabilirler. Burada amaç eğlenmek, birbirlerini tanımak bunu yaparken de hoş zaman geçirmektir. Şaka kaşenliğinde kız ve erkek birbirlerine sanki evleneceklermiş gibi övgü dolu sözler söyler.
Kaşenliğin bir de ciddi boyutu vardır. Bu durumda birbirlerini beğenen kız ya da erkek evlenmek için arkadaşlık kurmak isterler. Eğer karşı taraf kabul etmişse diğer toplantılarda da görüşerek bu ilişkiyi devam ettirirler. Ancak ciddi kaşenlikte daha çok pisehluk ile başlamaktadır. Erkek bir kaç arkadaşını alarak kızın ya da onun herhangi bir akrabasının evine gider. Kızın da mutlaka yanında bir ya da bir kaç arkadaşı bulunmak durumundadır. Burada kıza kaşenlik teklifini sunar. Bu durumda kız ve erkek arkadaşlarının yanında teklifi değerlendirirler. Birbirlerinden beklentilerini ve isteklerini söylerler. Kaşenliğin her iki boyutunun da kendine özgü kuralları vardır. Kaşenlik eğer ciddi ise ve sonuçta evlilik düşüncesi ile kişiler birbirlerini tanımaya çalışıyorsa bu durumda toplantılarda şaka kaşenliği gibi ulu orta gündeme getirilmez. Bu durumda bir çok muhabbette bir araya gelebilirler, bir çok konudan konuşarak birbirlerini daha iyi tanımaya çalışırlar. Ancak ilişkileri diğer kaşenliğe göre resmiyet kazanır. Diğeri kadar serbest değildir. Her ne kadar bu kişiler evlilik kararıyla birbirlerini tanımaya çalışsalar da mutlaka evlenecekler diye bir koşul yoktur. Eğer bir engel söz konusu ise her iki taraf bu durumdan vazgeçebilir.
Deliye iş buyuran, işin arkasından koşar.

Kız Kaçırma :

Kaşenlik ile başlayan evlilik aşamasında nişanlılık ve söz gibi durumlara pek rastlanmaz. Bunun en önemli nedeni kaçırma şeklinde evlenmenin gelenek ve göreneklerinde yer almasıdır. Gençler evlenmeye karar verdikten sonra maddi olanaksızlıklar, kendisinden büyük başka birinin evlenecek olması gibi nedenlerden dolayı kaçırma biçiminde evlenmeyi tercih ederler. Ancak Çerkes kültüründeki kaçırma şekli diğer uluslardan farklı olarak kendine özgü bir nitelik gösterir. Bu şekilde evliliğin olması nişan ve söz gibi törenlerin yapılmasını gerekli kılmamaktadır.Yine kişiler zaten kaşenlik dönemlerinde birbirlerini yeterince tanıdıkları için ayrıca bu tür dönemlere gerek duymazlar. Ayrıca Çerkeslerde adetler kişilerin ilişkilerine çok fazla sınırlama getirdiği için bu döneme her iki tarafında katlanabilmesi zor olur. Çünkü nişanda büyüklerde işin içine girerler. Onlarla olan iletişimde konuşma ve görüşme yönünden bir takım güçlükler olduğu için kişiler nişanlı olarak kalmayı pek tercih etmezler. Ancak günümüzde söz ve nişanlılık dönemi Çerkesler arasında da yaygınlık kazanmıştır.
Deriyi yüzsen de gönüldekini alamazsın.

Gençlerin her toplantıda farklı kaşeni olabildiği için bir Çerkes kızının ya da erkeğinin evleninceye kadar çok fazla kaşeni olabilmektedir. Toplantıda amaç tanışmak, eğlenmek ve kendine uygun bir eş seçmek olduğu için kaşenlik bazen ciddi bazen de şaka halinde ortaya çıkmaktadır. Sayısı fazla olan şaka kaşenliğinin çok fazla bir ciddiyeti yoktur. Kız ya da erkek birbirlerinin daha önceki kaşenlerine karşı herhangi bir olumsuz tavır takınmazlar. Eski kaşenlerle sosyal ilişkiler kesilmez. Çünkü daha önceki kaşenlerin şaka olduğunu her iki tara da kabullenmiştir. Kadın ya da erkek eski kaşenleriyle bu benim eski kaşenim diye espri yapabilir. Dolayısıyla kızın ya da erkeğin birden fazla kaşeni olması yadırganmamaktadır.Dil aklın elçisidir.

 

 

LEPERIFE(Tleperuj)

Anavatan’da yakın bir zamana kadar unutulmuş fakat Diaspora’da oynanmaya devam edilen, hafif aksak ritimli olan bir danstır.
Koreografi müzikle bütünleşmiştir.
Gerek kız gerekse erkek dansçı bu oyunda kendi maharetlerini sergileyebilme imkanına sahiptir.Dil safradan acı, baldan tatlı, kılıçtan da keskindir.

 

 

 

 

OŞHAMAFUE

Avrupa Kıtası’nın en yüksek dağı olan ELBRUZ (Oşhamafue) aynı zamanda Kafkasya’nın da sembolüdür.
Çerkeslerin ritmi hızlı olan danslarından bir tanesidir.
Bu dans Elbruz’un selamını tüm Çerkeslere iletmek üzere koreografi haline getirilmiştir.Doğum da ölüm de bir gündür

[top]

GUŞEXEPXE

Çerkeslerin geleneklerinden küçük bir bölümünü yansıtan tiyatral bir danstır.
Çerkes inanışlarına göre, çocuğun doğumundan sonra annenin güçsüz düşmesi ve çocuğunu koruyamaz halde olduğundan, kötü ruhların çocuğa zarar verdiği düşünülürdü.
Akrabalar ve komşular kötü ruhların çocuğa zarar vermesini önlemek üzere toplanarak eğlenceler düzenlerlerdi.
Doğan çocuk kız ise o evden beyaz güvercinler havaya uçurulur, erkek ise silah sıkılırdı.
Eskiden bu eğlenceler bir hafta kadar sürmekteydi, günümüzde ise bu geleneğe rastlanılmamaktadır.Dürüst akraba nasiptendir.

 

 

 

MEZDEGU:

Çerkesler gençlerinin çok sevdiği danslardan bir tanesi olup hızlı ritimlidir.
Günümüzde düğünlerde Şeşen ismiyle bilinerek oynanan bu dansta erkekler çevikliklerini, hızlarını ve tüm maharetlerini yansıtırken, kızlar ise asaletlerini, zarifliklerini sergilemektedir.

 

 

 

 

 

 

Bu sayfadaki bilgiler Circassian Street‘ten alınmıştır.

 

 

[top]